Mutfak dolabınızı açtınız, kahvaltı için o çok sevdiğiniz bal kavanozunu çıkardınız. Ancak bir de baktınız ki o akışkan, altın sarısı sıvı gitmiş; yerine katı, pütürlü, tereyağı kıvamında bir şey gelmiş.
İlk tepkiniz ne olurdu? Muhtemelen çoğu insan gibi siz de: "Eyvah! Beni kandırdılar, bu balın içine şeker katmışlar!" diye düşündünüz.
Peki size şekerlenen balın aslında sahtelik değil, doğallık belirtisi olabileceğini söylesem? Gelin, balın bu gizemli dönüşümünü ve arkasındaki bilimi birlikte inceleyelim.
Öncelikle terminolojiyi düzeltelim; halk arasında "şekerlenme" dense de bilimsel adı kristalizasyondur. Bal, doğası gereği kimyasal bir dengedir.
Arılar çiçeklerden nektar topladığında, bu nektar yaklaşık %80 oranında doğal şeker (glikoz ve fruktoz) ve %20 sudan oluşur. Yani bal, aslında süper doymuş bir şeker çözeltisidir.
Kimya derslerini hatırlayalım: Bir bardak suya çok fazla şeker atarsanız ne olur? Bir noktadan sonra şeker suda çözünmez ve dibe çöker. Balda da olan tam olarak budur. İçindeki glikoz, sudan ayrışarak minik kristaller oluşturmaya başlar ve bu kristaller zamanla tüm kavanoza yayılarak balı katılaştırır.
Her bal aynı hızda şekerlenmez. Bu süre şunlara bağlıdır:
Bu, bal hakkındaki en büyük şehir efsanesidir. İşin aslı şudur:
Gerçek, ham ve işlem görmemiş bal zamanla mutlaka kristalize olur.
Hatta market raflarında yıllarca akışkan, cam gibi pürüzsüz duran ballar bazen şüphe uyandırmalıdır. Çünkü balın şekerlenmemesi için iki işlem yapılır:
Eğer balınız şekerlendiyse, bu onun koruyucu katkı maddesi içermediğinin ve doğal döngüsüne devam ettiğinin bir işareti olabilir.
Kesinlikle hayır! Kristalize balın besin değerinde, tadında veya kalitesinde hiçbir kayıp olmaz. Sadece fiziksel formu (dokusu) değişmiştir.
Avrupa ve Amerika'daki pek çok gurme markette "Creamed Honey" (Krem Bal) adı altında, kontrollü olarak kristalize edilmiş ballar, sürülebilir kıvamları nedeniyle özellikle tercih edilmektedir.
Eğer balı pütürlü yemekten hoşlanmıyorsanız veya tariflerinizde akışkan kullanmanız gerekiyorsa, onu eski haline döndürmek çok kolaydır. Ancak asla doğrudan ateşe koymayın!
Adım Adım Benmari Yöntemi:
Önemli Uyarı: Balı 45°C'nin üzerinde ısıtmak, içindeki yararlı enzimlerin (diastaz) ölmesine ve HMF (Hidroksimetil furfural) değerinin yükselmesine neden olur. Bu da balın şifasını kaybetmesi demektir. Sabırlı olun, ılık suda çözün.
Özetle; dolabınızdaki balın donması, şekerlenmesi veya tereyağı kıvamına gelmesi sizi üzmesin. Aksine, "Yaşayan bir gıda" tükettiğinizin kanıtı olabilir. İster o haliyle ekmeğinize sürün, ister benmari usulü çözdürün; o bal hala şifalı ve değerlidir.
Afiyet ve şifa olsun!

